Bir Çöküşün Sistemi

System of A Down… Çoğunuz bu müzik grubunun ismini doğru olan – olmayan çeşitli haberlerle, skandallarla duymuşsunuzdur. Eğer bu gruptan haberi olmayanlar varsa kısaca biraz System of A Down ‘dan (SOAD) bahsedelim:

SOAD, 90lı yılların başında, Amerika’da dört Ermeni kökenli kişi tarafından kurulmuş, Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyada geniş bir hayran kitlesi bulunan müzik grubudur. Bu grubu Türkiye açısından önemli kılan sebep ise grup üyelerinin Ermeni Sorununa bakış açısı. Grup, 1915 yılında yaşanan olayları bir soykırım olarak görüyor ve bu olayların bir soykırım olarak tanınması için elinden geleni yapıyor. Verdikleri konserlerde, söyledikleri şarkıların sözlerinde hep bu yönde mesajlar veriyorlar.

System of A Down
System of A Down

2006 yılında, grup olarak çalışmalarına ara verip, üyelerin kendi projeleri üzerinde çalışmaları sonucu bu grubun faaliyetleri durmuştu.

SOAD’ı geçtiğimiz günlerde tekrar gündeme taşıyan şey ise Eurovision için bir araya gelecekleri haberiydi. Çıkan haberlere göre, SOAD Ermenistan’ı temsil etmek için Eurovision’a katılacak. Fakat grubun bir şartı var; yarışmada “soykırım temasını” işleyen bir şarkı söyleyecekler.

Ve tabii bu haberin sonucunda, çok duyarlı medyamız “Türk düşmanı grup Eurovision’da” türünden haberleri yayınlamakta gecikmedi.

Zaten özellikle, son birkaç senedir, bizim milliyetçi gençlerimizin kurduğu SOAD karşıtı onlarca grup, organizasyon vs. var. Neymiş, efendim; Ülkemize, bize küfür eden grubu dinlemeyecekmişiz, dinleyenler vatan hainiymiş, bilmem neymiş. (Ayrıca bkz. Facebook Milliyetçiliği, MSN Milliyetçiliği)

Huyumuz kurusun, bilip – bilmediğimiz, anlayıp – anlamadığımız her olaya bodosloma dalmayı çok severiz. Tabii ki, SOAD olayında da farklı bir durum yok. SOAD mı dinliyorsun, otomatikman vatan hainisin. Dinlemeyeceksin. Ama böyle yırtınanlar şu gerçeğin farkında değil:

Çözüm, SOAD dinlememek değil. Çözüm, aynı propagandayı yürütebilmek. Bizim şarkıcılarımız “Yok efendim, şarkılar Türkçe söylensin, yabancı dilde şarkı söylenmez.” diye yırtınadursun, her sene Eurovision yaklaştığında Türkiye, Türkçe şarkıyla mı katılacak İngilizce bir şarkıyla mı diye her kanalda, gazetede boy boy haberler çıkadursun… Elin bir avuç Ermenisi çıkar, yabancı dilde şarkısını da söyler, dünya çapında bir propaganda yürütür, fikirlerini – ideolojilerini dünya çapındaki hayranlarına empoze eder, davalarını ülkelerin meclislerine kadar sokar, politikacılara kabul ettirir. Bizim milliyetçi tayfa de anca oturduğu yerden “SOAD dinlemeyin, sizi gidi vatan hainleri, bik bik bik.” diye anlamsız ve acınası bir şekilde zırvalamaktan başka birşey yapamaz.

Hem, o Türkçe şarkı diye kendini paralayanlar kendileri Türkçe’yi düzgün kullansa canım yanmayacak. Ortalık, Süper bir fikrim var, Çakkıdı, Nane nane gibi şarkılardan geçilmiyorken, birilerinin çıkıp Türkçe şarkıların müdafisi kesilmesi gerçekten gülünç. Hem dünyanın neresine giderseniz gidin, başka bir yerde bu tür bir “Şarkılar kendi dilimizde mi söylensin, yabancı dilde mi?” gibi bir tartışmaya şahit olamazsın. Bu da sadece bizim milletimize has bir özellik.

He, bu bahsettiğimiz propaganda illa SOAD’ın yaptığı gibi müzik alanında mı yürütülecek? Hayır. Ama biz hiçbir alanda hiçbir şey yapmıyoruz ki! Ne çocuklarımıza neyin ne olduğunu öğretrebiliyoruz ne insanımızı eğitebiliyoruz.Bugün, Google’da “Armenian Genocide” yazdığınızda ilk 10 -20 sayfada yüzlerce Ermeni tarafını savunan siteye karşılık ancak üç ya da dört tane Türk tezini savunan siteye rastlarsınız. Etkin bir iletişim aracı olan interneti de, maalesef, etkili bir biçimde kullanabiliyor değiliz. Tabii, kız tavlamaya çalışmaktan böyle ciddi işlere vakit kalmıyor olabilir.

Diğer taraftan, bizim şarkıcılarımız birbirine çemkirirken, SOAD gibiler alır başını gider biz de anca oturduğumuz yerden “SOAD dinlemeyin” deriz. Halbuki, SOAD -gayet normal bir şekilde- yapması gerekeni yapmaktadır. SOAD üyeleri kendilerini bir davaya adamıştır ve mümkün olan her platformda davalarını tanıtmayı bir görev olarak görmektedirler ki bu yönüyle SOAD takdir edilesi bir iş yapmaktadır. Var mı Türkiye’de kendi ülkesi için bu derece çalışan bir şarkıcı? Kendi ülkesi için çalışmayı bırakın, kendi insanını küçük gören şarkıcılarımız var. (Bkz. Demet Akalın – Diyarbakır’dan mı geldiniz?)
O şerefsiz, Türk düşmanı diye bahsettiğiniz Serj Tankian Anadolu kültürüne bizim birçok şarkıcımızdan daha bağlıdır. Bu da ayrı bir gerçek.

Denecek aslında çok şey var ama biraz uzun bir yazı oldu. Şimdilik burada keselim de okumaktan sıkılmayın.

Reklamlar